E-imza sürecinde gelinen nokta nedir?

By |

e-imza.gen.tr: Öncelikle bir durum tespiti yapmak gerekirse e-imza sürecinde gelinen nokta nedir?

Mustafa Alkan: Bildiğiniz gibi E-imza ile ilgili düzenlemeler genel anlamda tamamlanmıştır. 5070 sayısı Elektronik İmza Kanunu 23 Ocak 2004 yılında Resmi Gazetede yayımlandı. 23 Temmuz 2004 te de resmen yürürlüğe girdi. Kanun e-imza konusunda düzenleme ve denetleme yetkisini Telekomünikasyon Kurumu’na vermiştir. Kurumumuza  23 Temmuz 2004 tarihinden sonrada ikincil düzenlemeleri (6 adet yönetmeliği) tamamlamak üzere 6 aylık bir süre verilmişti. Bu çerçeve içerisinde Telekomünikasyon Kurumu 23 Ocak 2005 yılında bu çalışmaları tamamlaması gerekiyordu. Telekomünikasyon Kurumu olarak kanun ön gördüğü 6 adet yönetmelik çalışmasını tamamladık. Elektronik İmza Kanunu’nun uygulamasına ilişkin olarak usul ve esaslar şeklinde bir tek yönetmelikte toplayarak çalışmaları tamamladık. Yönetmelik 6 Ocak 2005 tarihinde de Resmi Gazetede yayımlanarak resmen  yürürlüğe girdi. Bunun yanında kurum olarak kanunun öngördüğü bir başka düzenlememiz Sertifika Mali Sorumluluk Sigortası ile ilgili düzenlemeydi. Kanun bunun Hazine Müsteşarlığı’nın görüşünün alınarak yapılmasını öngörüyordu. Bu çerçeve içerisinde 26 Ağustos 2004 tarihinde bu yönetmelik çalışması yapıldı ve Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna paralel olarak bizim hazırladığımız yönetmelik çerçevesi içerisinde Hazine Müsteşarlığı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası temel şartları ve tarifelerini yayınlaması gerekiyordu. Hazine Müsteşarlığı da 27 Ocak 2005 tarihinde bu tarifeleri ve genel şartları hazırladı ve yayınladı. Dolayısıyla Elektronik İmza Kanunu ile öngörülen yönetmelikler ve düzenlemeler  Ocak ayı itibari ile tamamlanmış ve resmi olarak yürürlüğe girmiş durumda. Bunun yanında yönetmelikte, kanunda öngörülmeyen ama uygulamalar için son derece önemli olan teknik kriterlere ilişkin tebliği de biz yine hazırlayarak 6 Ocak’ta yine Resmi Gazetede yayımlanmak sureti ile yürürlüğe girmesini sağladık. Dolayısıyla Türkiye’de elektronik imza ile ilgili yasal süreç tamamlanmış ve uygulama başlamış durumda.

e-imza.gen.tr: Mevzuat açısından bir eksik kalmadığını söylemek mümkün galiba.

M.A.: Mevzuat açısından hiçbir eksik kalmadı, gerek birincil mevzuat gerek ikincil mevzuat açısından Türkiye bu süreci tamamladı, bundan sonra uygulama süreci başlıyor.

e-imza.gen.tr:   Türkiye e-imza konusunda dünya ile kıyaslandığında nerede?

M.A.: Biliyorsunuz, Dünyada 1996 yılı ile başlayan bu süreç içerisinde 2001 –2002 yıllarına kadar Avrupa Birliği ülkeleri elektronik imza ile ilgili düzenlemeleri tamamlaması öngörülüyordu. Ve Avrupa Birliği ülkelerinin büyük çoğunluğu 2002 yılı itibari ile birincil ve ikincil mevzuat çalışmalarını tamamladı ve elektronik imza uygulamalarını yürürlüğe koydu. Biz de gerek Avrupa Birliği uyum süreci içerisinde gerek de teknolojinin getirdiği zorunluluk çerçevesinde kanunumuzu çıkararak bu tür düzlenmeleri tamamlamış bulunuyoruz. Hemen hemen Avrupa Birliği ülkelerinin büyük çoğunluğunda Asya ülkelerinde Amerika’da dünya ülkelerinin birçoğunda elektronik imza ile ilgili uygulamalar yapılıyor ve gerçekleştiriliyor. Bu çerçeve içerisinde Ocak ayı itibari ile bizim ülkemizde de bu süreç başlamış durumda.

e-imza.gen.tr: Türkiye e-imza uygulamasına hazır mı? Bu konuda neler yapılması gerekir?

M.A.: Tabi ki elektronik imza uygulamaları dünyada da ülkemizde de son derece az bilinen ve yeni konulardan bir tanesi. Bu çerçeve içerisinde toplumsal bilgilendirme bilinçlendirme son derece önem arz ediyor. Biz düzenlemeleri gerçekleştirirken Türkiye’nin gündemine elektronik imza olgusunu taşıyabilmek için öncelikle bu anlamda bilgilendirme ve bilinçlendirmeyi de ön plana çıkarmaya çalıştık. Binici temel unsur bu; Öncelikle Türkiye’de e-imzanın bütün taraflar arasında son derece iyi biliniyor ve anlaşılıyor olması gerekli. Ve bu teknolojilerin yaygınlaşabilmesi içinde kullanılıyor olması lazım. Kullanıcı bilincinin artırılıyor olması lazım bu da son derece önemli. Eğer yeterince kültürel oluşum ve dönüşüm gerçekleşmemiş ise bir çok e-devlet uygulamalarında olduğu gibi e-imza uygulamalarının da yaygınlaşması ve kullanılması son derece zor. Dolayısıyla birinci amacımız toplumsal ve kamusal bilgilenmeyi ve bilinçlenmeyi sağlamak. Bu çerçeve içerisinde biz elektronik imza ile ilgili düzenleme çalışmalarını gerçekleştirirken, sizlerinde bildiği gibi E-İmza Ulusal Koordinasyon Kurulu diye bir kurul oluşturduk. Ve bütün bileşenleri bir araya getirerek bu düzenlemeleri yapma gayreti içerisinde olduk. Burada amacımız şu idi; tüm tarafların birlikte hazırladığı bir düzenleme olmasını öngörüyorduk, nitekim öyle oldu. E-İmza Ulusal Koordinasyon Kurulu bünyesinde kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, sektörün e-imza ile ilgili temsilcileri, üniversitelerden ilgili alanda çalışan hocalarımızı bu koordinasyon içerisinde görevlendirdik. Bunun yanında sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini de davet ettik. Ulusal Koordinasyon Kurulu’nda yaklaşık 200 kişi görev aldı. Üç çalışma grubu oluşturmuş idik bunlardan bir tanesi Bilgi Güvenliği Standardizasyon Grubu, bir diğeri  Altyapı Çalışma Grubu, üçüncüsü de Hukuk çalışma grubu idi. Bu gruplar çalışmalarını tamamlayarak bir rapor halinde kamuoyuna açıkladılar. Bizde kanunun öngördüğü 6 adet yönetmeliği hazırlarken de yine E-İmza Ulusal Koordinasyon Kurulu ile koordinasyon içerisinde ikincil düzenlemeleri gerçekleştirmiş olduk. Burada iki amaç düşünüldü. Birincisi bu söylediğim anlamda e-imza ile ilgili bütün kurumu ve kuruluşları, çalışmaların içerisine taşıyabilmek seçebilmek ve ilgi alanlarına dahil edebilmekti. Dolayısıyla bunda başarılı olunduğu söylenebilir.  Yani üniversitelerin, kamu kurum ve kuruluşlarının, sektörün gündemine taşıdık, bunun yanında sivil toplum örgütlerinin de gündemine taşıdık.Dolayısıyla elektronik imza konusuna Türkiye genelinde bir çok kesim sahiplenmeye başladı. Bu yeterli değil tabi ki. Bunu yanında özellikle toplumsal bilinçlenme için daha yapılaması gereken çok şey var. E-imzanın çok ciddi şekilde anlatılması öğretilmesi gerekiyor. Gerek elektronik yayıncılık açısından gerek basın medya aracılığı ile gerekse bir takım sivil toplum kuruluşlarının yapacağı etkinliklerle, sempozyumlar, paneller vesaire ile Türkiye’nin gündeminde canlı bir şekilde tutulması gereken hususlardan bir tanesi. Bu işin kültürel boyutu idi.

Kültürel dönüşüm yanı sıra bir de fiziksel dönüşüm boyutu var. Fiziksel dönüşüm boyutunda da Türkiye’de e-imza altyapısının nasıl oluşturulması gerekiyor bu son derece önem arz ediyor idi. Biliyorsunuz biz ülkemize baktığımız zaman e-devlet uygulamalarının çok uzun süredir geldiğini görüyoruz ama gerçek anlamda e-devlet uygulamaları olduğunu söylemek maalesef mümkün değil. Kamu kurumlarının yüzde 90’ın üzerinde web sayfası var, yine yüzde 90’ın üzerinde e-devlet ile ilgili projeler var, yine birçoğunda bu konuda ciddi anlamda donanım ve yazılım altyapısı var. Fakat gerçek anlamda e-kurum uygulamasını yapan kurum ve kuruluş yok denecek kadar az. Bu sadece web’de bilgilendirme anlamında ya da bilgi paylaşımı anlamında  birtakım uygulamalar, bunlar e-kurum uygulamaları değil. Bir kere bunu çok net ortaya koymakta fayda var. E-kurum olabilmesi için bütün kamu kurum ve kuruluşları kendi aralarında bilgi, belge paylaşımını elektronik ortamda gerçekleştiriyor olması lazım, hizmeti veren ile hizmeti alan arasında elektronik ortamda bu paylaşımın gerçekleşiyor olması lazım ki, maalesef bu mümkün değil. Elektronik imzaya baktığımız zaman elektronik imza, e-devlet uygulamalarının teknik ve hukuki altyapısını oluşturuyor. Dolayısıyla e-imza olmadan önce e-devlet uygulamalarının bir defa hukuki geçerliliği  yok idi, bu tarafı boşta duruyordu. Bundan dolayı da elektronik ortamdaki hizmetler yaygınlaşmıyordu. E-imza bütün bu problemleri ortadan kaldırıyor. Dolayısıyla E-imza e-devlet uygulamalarına hukuki bir zemin oluşturuyor. Bundan dolayı belki e-devlet uygulamaları çok daha hızlanacak, çok daha etkin hale gelecek ve gerçek zeminine oturmuş olacak.

e-imza.gen.tr: Zamanlama açısından geç kalınmış gibi görünse de aslında tüm olumsuzluklar geride bırakılarak yol alıyor.

M.A.: Aslında çok geç kalındığı da söylenemez. Tabi ki biraz geç kalındığı söylenebilir 2002 yılında tamamlamamız gerekiyordu. Avrupa Birliği öngörüleri bu doğrultuda idi. Biz özelikle ihracat ithalat da bu sıkıntıları çok yaşadık ama kısmen bazı kamu kurum ve kuruluşlarımız Dış Ticaret Müsteşarlığı, SPK gibi kuruluşlar Avrupa ile entegrasyonu sağlayabilmek ve elektronik imza uygulamalarını gerçekleştirebilmek ithalat ihracatta bu açığı kapatabilmek için daha önce bu çalışmaları başlatmışlardı. Ama bunlar hukuki geçerliliği olan uygulamalar değildi. Yani bizim Güvenli Elektronik İmza, Nitelikli Elektronik Sertifika dediğimiz türden geçerli olan uygulamalar değildi. Hukuki altyapısı yoktu. Çok geç olunduğu söylenemez ama söylediğiniz doğru bu anlamda tecrübelerden faydalanarak açığı kapatmamız söz konusu.

e-imza.gen.tr: e-imza sertifika sağlayıcılığı için sanıyorum başvurular başladı, şuana kadar size kaç başvuru geldi? Bir de yetkilendirme nasıl yapılacak, kriterleriniz neler olacak?

M.A.: Şuana kadar bize 2 kuruluş başvurdu. Bunlardan birinci TÜBİTAK UEKAE, bir diğeri de E-Güven. Kanun müracaat tarihinden iki ay sonra faaliyete geçmelerini öngörüyor. Biz bu iki aylık süre içinde gerekli incelemelerimizi yapmak sureti ile uygunsa bunlara izin vereceğiz, değilse kanunun öngördüğü uzatma sürelerini vereceğiz, o uzatma süreleri içerisinde eksikliklerini giderecekler tekrar bize müracaat edecekler. Eğer eksiklikleri giderilmişse bunlar elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı olarak hizmete başlayabilecekler. Burada öngördüğümüz denetleme ve inceleme prosedürlerini Telekomünikasyon Kurumu olarak geliştirdik, gerek birincil gerek ikincil mevzuatın öngördüğü şekilde gerekte uygulamaya ilişkin teknik kriterlere ilişkin standartla ilişkin tebliğin öngördüğü şartlarda bu incelemeleri gerçekleştireceğiz. Özellikle uluslararası standartları, kriterleri baz alarak bu tür düzenlemeleri gerçekleştirdik

Burada bir başka öngördüğümüz olay düzenlemelerimizde, sertifika hizmet sağlayıcılarının kökü içeride olması gibi temel bir şartımız var. Dolayısıyla kökü Türkiye’nin dışında olan herhangi bir sertifika hizmet sağlayıcısını düzenlemelerde öngörmüyor, biz de uygun görmüyoruz. Bu bir çok açıdan gerekli bir uygulama. Özellikle ulusal güvenlik açısından son derece önemli diye düşündüğümüz bir durum. Bunları da göz önünde bulundurmak suretiyle son derece doğru bir düzenleme yaptığımız düşünüyoruz. Genelde de kanaatler o doğrultuda. En sağlıklı bir şekilde sertifika hizmet sağlayıcıları Türkiye’de yapılanmış olacaklar. Dolayısıyla Sertifika hizmet sağlayıcıları ne kadar sağlıklı bir altyapıya sahip olurlarsa hizmet kalitesi o kadar artacak, güvenlik  konusu da o kadar artacak. Dolayısıyla elektronik imza da ülkemizde daha hızlı yaygınlaşacak, daha çok kullanma imkanı gerçekleşmiş olacak. Bu açıdan biz sertifika hizmet sağlayıcıları konusunda çok hassas duruyoruz, titiz davranıyoruz. İncelemelerimiz de o denli hassas ve titiz olacak. Dünyadaki uygulamaları görme adına önümüzdeki hafta bir grup uzman arkadaşımız yurtdışında “dünyada bu tür uygulamalar, incelemeler nasıl gerçekleştiriliyor?” diye bir takım incelemelerde bulunacaklar. Zaten arkadaşlarımız 2 yıla yakın yurtiçinde ve yurtdışında eğitimlerini tamamladılar. E-imza konusunda son derece bilgili, birikimli ve deneyimli hale geldiler. Bu uzman grubu arkadaşlarımız sertifika hizmet sağlayıcılarının müracatlarını inceledikten sonra ilgili mevzuata uygun ise bulara gerekli izin verilecek.

e-imza.gen.tr: Vatandaş. E-imza günlük hayatımıza ne zaman girecek?

M.A.: e-imzanın 2006 yılının sonuna doğru yoğun bir şekilde Türkiye’nin gündeminde olacağını düşünüyoruz. 2005 yılı bu konu ile ilgili hazırlık süreci olarak geçecek diye bir beklentimiz var. Gerek kamu kurum ve kuruluşlarında gerek sektörün yapılanması ile ilgili bu sürenin geçeceğini düşünüyoruz. 2005’in ilk yarısına kadar sertifika üretimi ancak başlayacak gibi duruyor. 2005’in ilk yarısından sonra bu uygulamalar biraz daha sektörel bazda ve kurumsal bazda olacak. Daha doğrusu son kullanıcıya çok fazla yaygınlaşacağını düşünmüyoruz. Kurumsal bazda sektörel bazda e-imza uygulamalarının başlayacağını tahmin ediyoruz. Dolayısıyla 2005’in sonu itibari ile kurumlar elektronik imza ile tanışacaklar. 2006’nın başından itibaren de artık son kullanıcılar yani vatandaşlarımız elektronik imzayı gerek iş hayatlarında gerek günlük hayatlarında da kullanmaya başlayacak gibi bir öngörümüz var. 

e-imza.gen.tr:  2005 halkın bilinçlendirilmesi içinde önemli bir yıl olacak.

M.A.: Tabi ki özelikle 2005 yılının bilgilenme bilinçlenme ve hazırlık süreci şeklinde geçeceğini düşünüyoruz

e-imza.gen.tr: Vatandaş açısından baktığımızda sanıyorum, güvenlik ve güvenirlik konuları ön plana çıkacak gibi görünüyor. Siz konuşmanızda Mali Sorumluluk Sigortasından bahsettiniz. Biraz açar mısınız bu sigorta beraberinde ne getirecek.

M.A.: Öncelikle kanun, sertifika hizmet sağlayıcılarına sertifikayı üretip kullanıcıya teslim etmeden önce sertifikayı sigorta kapsamına aldırma  zorunluluğunu getiriyor. Dolayısıyla her sertifika hizmet sağlayıcısı ürettiği sertifikaları sigorta kapsamına almak zorunda, yani sigortalattırmak mecburiyetinde. Birinci şekliyle sertifikayı kullanacak kişi ile ilgili böyle bir güvencesi var. Bu şunu getiriyor; bir kullanıcıdan doğan kusurlar var, iki sertifika hizmet sağlayıcısından kaynaklana problemler var. Bunların farklı farklı düzenlemeleri var. Eğer sertifika hizmet sağlayıcısından kaynaklanan bir problemden dolayı maddi manevi zarar sözkonusu ise bunu SHS karşılayacak. Eğer kullanıcıdan kaynaklanan birtakım problemler varsa bu kullanıcının sorumluluğu dahilinde olacak. Burada sertifika hizmet sağlayıcısı olabilme şartları biraz ağır olduğundan dolayı çok fazla bir problem yaşanabileceğini düşünmüyorum. Sertifika hizmet sağlayıcılarının bilgi güvenliği açısından özellikle güvenlik konusunda BS 7799 yada TS17799 dediğimiz uluslar arası güvenlik standardı şartlarını yerine getirmesi gerekiyor ve standart çerçevesi içerisinde altyapı çalışmalarını gerçekleştirdiğine dairde uluslar arası akredite olmuş kurumdan da yetki belgesi alması gerekiyor. Bu belgelendirmeyi gerçekleştirmeden sertifika hizmet sağlayıcılarının yapması gereken bir işlem ki bu tamamen bilgi güvenliği ile ilgili düzenleme, Bu olmadan sertifika hizmet sağlayıcısı olmak mümkün değil. Dolayısıyla birinci anlamda sertifika hizmet sağlayıcıları hizmeti verebilmek için gerekli bütün güvenlik kriterlerini sağlamış olması gerekiyor. Bunun içerisinde fiziki güvenlikten, donanım güvenliği, yazılım güvenliğinden tut, personel güvenliğine varıncaya kadar  bütün güvenlik şartlarını yerine getirmesi gerekiyor. Bu son derece hassas ve önemli bir konu. Onu yerine getirmesi de yetmiyor uluslar arası bağımsız bir kuruluştan da ilgili standardın şartlarını yerine getirmiş olması dolayısıyla da yetki belgesi alması şart. Dolayısıyla güvenlik açısından birinci basamak tamamlanmış oluyor. İkinci basamak uygulama süreci içerisinde de hizmet süreci içerisinde de sertifika hizmet sağlayıcılarının yine bizim yapmış olduğumuz düzenlemeler çerçevesi içerisinde hizmetleri düzenli ve güvenilir bir şekilde son kullanıcıya vermesi gerekiyor. Bu da işin bir başka boyutu.

Üçüncü tarafı ise elektronik imza altyapısı zaten güvenlik için son derece önemli bir altyapıyı oluşturuyor. Şuana kadar yapmış olduğumuz elektronik ortamdaki haberleşmeye daha fazla güvenlik seviyeleri getiriyor. Bizim EAL4 dediğimiz uluslararası standart seviyesini alt basamak olarak koyduk ki, EAL5’i, EAL6’sı, EAL7’si de var bunların dolayısıyla EAL4 seviyesinde güvenlik seviyesi öngörüyoruz ki, uluslararası kriterler ve önemli bir güvenlik seviyesidir. Bunun yanında normalde bugünkü şartlarda geleneksel haberleşmede yaşadığımız problemler var. Bir-iki örnek vermek gerekirse elektronik ortamda mesaj alıp verdiğimizde mesaj gerçekten karşıdan mı geliyor yani bu mesajı gönderen gerçekte o kişi mi belli değil. Bir başkası bizim adımıza elektronik posta gönderebilir yada elektronik ortamda işlem yapabilir bir takım bilgilerimize sahip olmuşsa. E-imza’da güvenlik açısından böyle bir problem ortadan kalkıyor, e-imzada kimlik doğrulama diye önemli bir altyapı var. Bir defa kimlik doğrulamayı sağlıyor. İkincisi inkar edilememezliği getiriyor. elektronik imza yani biz yapmış olduğumuz birtakım işlemleri inkar edebiliriz, ben yapmadım benim yerime bir başkası yapmış diyebiliriz ya da karşı taraf böyle bir işlemin yapılmadığını da inkar edebilir. Ama e-imzada böyle bir durum söz konusu değil. Yapmış olduğumuz işlemler bütün kayıt ortamlarında zaman damgası diye belirlediğimiz uygulamalar çerçevesi içerisinde kayıt altına alınıyor. Dolayısıyla hangi saniyede hangi dakikada ne zaman nasıl işlem yaptığımız inkar edilemeyecek şekilde tespit edilmiş oluyor. İkincisi elektronik ortamda mevcut durumda mesajda bir takım tahribatlar olabilir, mesajda bölünmeler olabilir, değiştirmeler olabilir iletim ortamında, birileri erişebilir, bilgilerimize ulaşabilir, e-imza bunun da önüne geçiyor. Kişilerin ya da üçüncü tarafların bilgiye belgeye ulaşması, onu değiştirmesi söz konusu değil. Dolayısıyla bilginin bütünlüğünü mesajın bütünlüğünü de elektronik imza sağlamış oluyor. Böylece üç temel güvenliği elektronik imza ile gerçekleştirmiş oluyoruz. Dördüncüsü de süreklilik dediğimiz olay. E-imza ile beraber işlemin sürekliliğini de sağlamış oluyoruz ki, güvenlik açısından oldukça önemli hususlar bunlar.

e-imza.gen.tr: e-imzanın uygulama alanları nereler olacak? E-imza uygulaması sayesinde gelecekte elektronik olarak nüfus sayımı ve seçimlerde oy verme işleminin de yapılması planlanıyor.

M.A.: Tabi ki bunlar biraz uzun vadede düşünülen şeyler ama dünyada uygulanan bizde de uygulanması mümkün olan şeyler. En basiti elektronik kimlik diyoruz artık ona, elektronik sertifikamız bizim elektronik kimliğimiz yerine geçebilecek, yani nüfus cüzdanımız yerine, pasaportumuz yerine, işte kurum kimliği yerine bir tek sertifika bütün bunların fonksiyonunu yerine getirebilecek. Bunun yanında onlarca bankamatik kartı taşımak yerine bir tek kart ile bu işlemlerimizi gerçekleştirebileceğiz. Dolayısıyla bir akıllı kart üzerinde bir çok işlemleri bir çok kimlik bilgilerini kullanabileceğimiz bir ortam haline gelecek. Elimizde böyle bir belge olduğu andan itibaren de bu belge ile biz oyumuzu da kullanabileceğiz, nüfus sayımında da bu kimlikten faydalanabileceğiz. Dolayısıyla bir çok hizmetleri daha kolay ve pratik bir şekilde gerçekleştiriyor olacağız. Kimlik doğrulamak için notere gidip artık, noterden onaylı nüfus cüzdanı sureti kimse bizden istemeyecek. Artık bu tip bürokrasiden formaliteden büyük oranda kurtulmuş olacağız. Bu hepimiz için önemli bir avantaj sağlayacak.

e-imza.gen.tr: Vatandaş açısından baktığımızda en şikayetçi olunan konuların başında sağlık sektörü geliyor. Bu konuda ne gibi kolaylıklar getirebilir e-imza?

M.A.: Kesinlikle bunları da aşacak. Bizim sağlık karneleri dediğimiz karnelerle bu işlemleri yapabildiğimiz gibi hiç eczaneye gitmeden elektronik ortamda siparişlerimizi vererek kapımıza kadar ilaçlarımızda gelebilecek. Şimdi hiçbir eczaneye telefon açıp ilaçları istediğimizde bunu getirmiyor. Örneğin şimdi marketimizi arıyoruz siparişlerimizi veriyoruz, elinde post makinesi ile geliyor, kredi kartından çekiyor gidiyor. Böyle gelmesine gerek kalmayacak, biz elektronik ortamda siparişlerimizi vereceğiz, imzamızı atacağız kredi kartı ile, hesabımızdan düşecek, kapımıza kadar da bu gelecek. Gerek yurtiçindeki gerek yurtdışındaki bütün ticari işlemlerimizi gerçekleştireceğiz. Kanun diyor ki, elektronik imza çek ve senet hükmündedir. Elektronik ortamda attığımız imza çek senet gibi hukuki sonuç doğuracak. Dolayısıyla artık elektronik belge dediğimiz EDI diye tanımladığımız elektronik belge değişimi diye kullanılan ticarette 25’den fazla belge var bunların tamamının yerine geçecek elektronik imza yani sertifikamız. Dolayısıyla bütün vatandaşlarımız artık sağlık işlemlerini, vergi işlemlerini, fatura işlemlerini, bankacılık işlemlerini elektronik ortamdan yapabilecek. Kimse vergisini yatırmak için gidip devlet dairelerinde beklemeyecek. Hastanede bu tür kuyruklarda beklemeyecek. Elektronik imza uygulamaları bütün bunlara çözüm getirecek. Bunu yanında ÖSS, KPS, LGS, KPDS başvuruları için Türkiye’nin bir çok ilinden insanlarımız gelip ankaralarda bizzat başvurular müracaatlar da bulunmayacak. Artık bu başvuruların tamamı elektronik ortamda olabilecek, ayrıca yazılı bir başvuruya da hiç gerek kalmayacak. Emeklilik işlemleri, BAĞ-Kur işlemleri, SSK işlemleri dahil tamamını varsa bir elektronik imza sertifikamız ofisimizde işyerimizde dünyanın neresinde olursak olalım resmi başvurularımızı yapacağız ve bunlarında hukuki geçerliliği olacak ve kimse bizden artık şahsen başvuru istemeyecek. Bunların hepsinin hukuki geçerliliği şuan itibari ile Türkiye’de var.

e-imza.gen.tr: Elektronik imzanın en yaygın kullanıldığı yerlerden biri de sanıyorum elektronik ticarette olacak. Bu konudaki öngörüleriniz neler, e-imza elektronik ticarete neler getirecek?

M.A.: Gelişmiş ülkelere baktığımız zaman geleneksel ticaretin yanı sıra elektronik ticaretin normal ticaret kapsamındaki payının % 25’lere kadar tırmandığını görüyoruz. Bu çok büyük bir rakam. Dolayısıyla e-imza uygulaması ile e-ticaretinde ciddi bir yükselme trendi gösterdiğini görüyoruz. İstatistikler onu gösteriyor. Gelişmiş ülkelerde gün geçtikçe daha çok e-ticaretin yaygınlaştığını görüyoruz. Tabi bu İnternet penetrasyonu ve bilgisayar sahipliğine göre değişim gösteriyor. Bizim ülkemizde her defasında İnternet sahipliği ya da bilgisayar sahipliği oranının düşüklüğünden şikayet edilir. Ama şu da bir vaka ki, bilgisayarı İnterneti olan insanlar da bilgisayar kullanmıyorlar. Yani hepimizin ofisinde işyerinde bilgisayarımız, İnternetimiz ve  elektronik bankacılığımız var ama biz yine bankaya gideriz. EFT’mizi oradan yaparız. Bankaya gideriz paralarımızı oraya yatırırız ya da bankaya gider paralarımızı oradan çekeriz. Kültür dediğimiz olay bu. Bir defa biz eğer gerçek anlamda bunu kullanma kültürüne sahip olur isek yani insanlar elektronik ticareti, İnterneti, bilgisayarı kullanmayı öğrenir ise bu sefer bilgisayara olan talep artacaktır, herkes bilgisayar sahibi olma mecburiyeti hissedecektir. İnsanlar, şirketler, firmalar, esnaf  oturduğu yerden bu işlemleri yapacağını bilirse bilgisayarda alacaktır internetede bağlanacaktır. e-devlet olgusu ile beraber insanlar artık bunu ihtiyaç olarak görecek. Cep telefonu fiyatına bir bilgisayar alabilecek durumdayız. bir milyar verip cep telefonu alıyor bizim insanlarımız, hatta bir ailede birden fazla cep telefonu var. Bunu normal rakama vurduğunuz zaman her bir cep telefonu sahibi olan aile bir bilgisayar sahibi olabilecek imkana sahip demektir. Ama ihtiyaçtan dolayı herkes onu sahipleniyor ama bilgisayarı zaruri görmediği için bilgisayar sahipliği artmıyor. İşte bu uygulamalar zorunluluğu doğuracağından dolayı bilgisayar sahiplik oranı, İnternet kullanımı da, elektronik uygulamalar da, e-devlet uygulamaları da ciddi oranda artacaktır. Türkiye’deki e-ticaret uygulamaları Avrupa uygulamalarının son derece aşağısında, bizden çok daha az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinde gerisinde. Bizde de bu süreç tamamlandığından dolayı e-ticaretin önemli ölçüde artacağını düşünüyoruz ki, e-imza bunun için önemli bir altyapı oluşturacak ve önemli bir unsur olacak diye bekliyoruz.

e-imza.gen.tr:  Sanıyorum elektronik imza ekonomide de bir hareketlenme sağlayacak. Son olarak şunu soracağım aynı zamanda bir mesaj niteliği de taşısın istiyorum bu Türkiye e-imza ile neler kazanacak?

M.A.: Bir çok şey kazanacak, birkaç tanesini söylemek gerekirse, biraz önce söylediğim çerçevede e-imza uygulaması ile beraber ihtiyaçtan dolayı bir defa bilgisayar ve İnternet sahiplik oranı artacak. İkincisi ve en önemlisi e-imza ile beraber e-devlet uygulamaları hukuki zemin kazanacak, hukuki altyapısı oluşmuş olacak. Birdiğer husus e-devletin teknik altyapısı oluşmuş olacak. Dolayısıyla artık insanlar rahat bir şekilde, güvenli bir şekilde elektronik uygulamalarını hizmetlerini kamuda da, sektörde de vatandaş olarak da alıyor ve gerçekleştiriyor olacak. Bunun yanı sıra hayatımız son derece kolaylaşacak, Bu konunun kamusal ve ticari olmak üzere iki boyutu var. Kamusal boyutu kamu ile vatandaş arasındaki işlemler daha hızlı hale gelecek, bürokrasi azalacak, kırtasiye azalacak, insanların devlet kapılarında beklemeleri azalacak. Vatandaşla devlet memurunun yüz yüze gelmesi minimuma inecek, vatandaşla devlet arasına bilgisayar girecek. Dolayısıyla bir takım yolsuzluklar, rüşvetler, istismarlar kayırmalar vesaireler kendiliğinden ortadan kalkacak. Kuyruklar mümkün olduğunca azalacak. Devlette kırtasiye giderleri minimum seviyeye inecek. Kamu kurumlarında kağıt kullanılmayacak, tüm belgeler elektronik ortamda dolaşacak. Tasarruf ve verimlilik önemli ölçüde artacak.

Yurtdışında yapılan bir araştırmada Amerika’da bil ilden bir ile bir belge 15 günde giderken e-imza ile elektronik ortamda aynı belgenin bir saatte gittiğini görüyoruz. Aynı il içerisinde bir belge iki günde dolaşırken elektronik imza ile 10 dakikada dolaştığın görüyoruz. Şimdi bütün bunları bir araya getirdiğimiz zaman ciddi anlamda zamandan, kaynaktan, mekandan, insandan tasarruf sağlanacak. Dolayısıyla hizmete ciddi anlamda verimlilik ve kalite  getirecek. Ve insan olarak hayatımızı kolaylaştıracak ve bizde artık kendimize daha çok zaman ayıracağız biraz da gidip eğleneceğiz, biraz da gidip spor yapacağız, biraz da gidip sağlımızla ilgileneceğiz. Daha az stresli bir toplum, daha az problemli bir toplum, daha az toplumsal sancıları olan bir toplum olmasına varıncaya kadar çok iddialı olsa da katkıları olacak diye düşünüyoruz ve bekliyoruz.

e-imza.gen.tr: e-imza ile sanıyorum Türkiye kazanacak. Teşekkür ediyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir